| Saat 30 Nisan 2008 02:10 suları... Balkonda her sigara içiyorken gün boyunca yağan yağmurun süzülmesiyle kanalizasyondan akan suyun, belediyenin açtığı yeni logardan çıkan gürültüsü bir yandan beni rahatsız ediyorken diğer yandan da eskiden bahçemizde öten gece kuşlarının artık uzaktan öten sesleri kulağıma geliyor. Bir anda babamı anımsıyorum, kuşların logardan çıkan gürültünden dolayı artık yakınlarda ötmemesini düşünerekten. Babam ki kaplumbağları bahçeye toplayarak onlara güvenli bir yer sağlarken diğer yandan da onların doğal beslenmelerini takip eder... İçinde bulunduğumuz doğayı tanımaya çalışır... Dedim ya bir anda babamı anımsıyorum. aslında hoş değil. Kendimi cenazede konuşma yaparken hayal ediyorum.
Diyorum ki toplananlara; burada, kabir başında konuşmak hiç istemezdim, doğru bulmazdım fakat buradaki bir çoğunuzu belki uzun bir süre daha göremeyeceğim... Asıl sözüm gençlere... Eskiden 40'ı çıkana kadar yası hep beraber tutulurdu diyorum gelenlere ve devam ediyorum konuşmaya belediye logarını anlatıyorum, kuşları nasıl uzaklaştırdığını... babamdan bahsediyordum bu gibi çarpık şeyler yerine daha faydalı şeyler ile birşeyler anlatmaya çalıştığını yaşamı boyunca... Sağlığa gösterdiği önemi ifade etmeye çalışıyorum kendimin yanlışlar yaptığını ve onun kadar özen gösteremediğim için kendimi ayıpladığımı söylüyorum. Ve tekrar gençlere sesleniyorum. Güzel örf / adetlerimiz var çarpıklaşan; 40'ı çıkana kadar herkes bir birine babam ile ilgili anılarını anlatsın istiyorum anlatsın ki çınar ağacı misali bir zaman bile olsa gölgesinde duran herkes paylaşsın o anlarını paylaşsınlar akıllarında kaldığı güzellikleri.
O koca çınarın bilgeliğini paylaşın diyorum... Bana da anlatın ama ağlatmak için değil diyorum. Bu sersemliğimde bana anımsatın yine babamı siz anı paylaşanlar hissettirin yeniden bana babamı ki toparlanmaya klavuz olsun o yitip giden çınar yine oğluna hissettirin ki kaybını bir nebze telafi edebilelim. onun yerinde olacağız bir gün. O bilgelik içinde olabilirsek bir gün, bizden sonra gelenlerde paylaşsınlar büyüyüp gelen o çınarın gölgesinden bir nefesi İçim burkuluyor hepten, bunları yazdıracak kadar bana içim sızlıyor... Kayıp giden, kayıp nice çınarlar ve biz Ne kadar hissemedesekte, çarpıklaşsada içimizde şimdi aslında hepimizin görevi kültürümüzün bize verdiğini, bizim çocuklarımıza güçlendirip vermemiz... Dedim ya burkuluyor içim, bu buruklukta ise içimdeki nice devler minicik kalıyor bu durumda... Canım babama, anneme... Ve nice ceddimize itafen nacizane içimden dökülenler sizlere... |